14 Şubat 2014 Cuma

Sevgililer Günü Özel - Çikolatalı Cupcake

Kutlamaları seviyorum...
Özel günleri, kutlama vesilesi oldukları için seviyorum.
İşin aslı, kutlama yapmak için özel bir günü beklemeyenlerdenim.
Bir pasta, duruma göre, çay, kahve, hatta şarap, hatta hatta şampanya ... Varlıkları harika ve yeterli kutlama malzemeleridir benim için.

Sevgiyle, heyecanla, hele böyle bir pasta ile her durumu daha özel kılabilirsiniz.

Aşk'la nefes aldığımız her gün kutlu olsun !...

Oreo Cupcake

Çikolatalı Cupcake

Malzemeler;
224 gr un
402 gr şeker
96 gr kakao
8 gr karbonat
4 gr kabartma tozu
4 gr deniz tuzu
120 ml (1/2 cup) sıvı yağ (riviera veya fındık yağı)
2 iri yumurta
*240 gr buttermilk
**2 çay kaşığı vanilla extract
240 ml (1 cup) taze demlenmiş filtre kahve veya granül kahve

* Buttermilk elde etmek için ölçüde verilen miktarda sütün üzerine 1-2 yemek kaşığı limon konulup karıştırılır.15-20 dk bekletilir. Bu sürenin sonunda hafif kesilmiş buttermilk hazır olacaktır. Yerine yarı yarıya kefir+süt karışımı kullanılabilir.
** Vanilla extract; 250 ml lik 1 küçük şişeye 4-5 adet ortadan uzunlaması kesilmiş vanilya çubunları sokularak üzerinin vodka ile tamamlanıp, en az 2 ay arada çalkalanarak bekletilmesi sonucu oluşmuş, gerçek vanilya özütüdür. Yerine elbette 1 paket vanilin kullanılabilir, ancak vanilya özütünü vereceği tat hepsinden daha güzeldir.

Yapılışı;
Fırını 175 derecede çalıştırın.
24 adet cupcake kağıdını muffin tepsisine yerleştirin.

Bir kaba şekeri koyun. Üzerine un, kakao, karbonat, kabartma tozunu eleyip, tuzu ilave edin.
Kuru malzemeleri bir çırpma teli yardımıyla karıştırın.

Ayrı bir kapta buttermilk, sıvı yağ, yumurta ve vanilya özütünü çatal yardımıyla hafifçe çırpın.
Mikserin düşük hızında ıslak malzemeleri kuru malzemelerin üzerine dökerek karıştırın. Mikser hala düşük hızda çalışmaktayken, sıcak kahveyi ekleyin ve sadece karışım birbirine geçene kadar karıştırın. Gereğinden fazla karıştırmayın. Slikon bir spatulayla kabın dibinden yukarı doğru karıştırıp, homojen olduğundan emin olun. Hamur size çık sıvı gelebilir ama merak etmeyin, hamurumuz budur ve güzel bir kek olacak...

Hazırlanmış cupcake kaplarına herbir kalıbın 3/4 ünü dolduracak şekilde döküp 13-15 dk arası kontrollü olarak pişirin.

Çikolatalı keklerde hamurun ortasına kürdan batırdığınızda hamur kürdana hafif yapışıyorsa fırından çıkarabilirsiniz. Çok sıvı ise 3-5 dk daha pişirip kontrol ederek çıkarmalısınız.

En az 30 dk fırının dışında tercihen soğutma teli üzerine alarak soğutun.

Krema;
250 gr tereyağ
500 gr pudra şekeri
*1 yemek kaşığı vanilya özütü

Oda ısısındaki tereyağını mikserle iyice kabarıp beyazlaşana kadar çırpın. (yaklaşık 8 dk.)
Elenmiş pudra şekerini azar azar ekleyip 5 dk daha çırpın.
Vanilya özütünü koyup, iyice karıştırarak bitirin.
Krema çok katı oldu ise istenilen kıvama gelene kadar 1'er yemek kaşığı krema ilave edip çırparak yumuşatabilirsiniz.
Şekil almayacak kadar yumuşak veya akıcı oldu ise istenilen kıvama gelene kadar 1 er yemek kaşığı pudra şekeri ekleyip karıştırabilirsiniz.
Sevgiyle ,,,

Türkan

27 Ocak 2014 Pazartesi

Ekşi Mayalı Ekmek Tarifi

Bu zamana kadar blogda ekşi mayalı ekmek tarifi bulunmamasının sebebi, tarifini vermeye değer ölçüdeki reçeteyi henüz geliştirmemiş olmamdı.
Sanırım artık yazabilirim çünkü bu sabah fırından çıkan ekmeğin tüm ölçüleri tutmuş, bütün aşamalar resimde görüldüğü üzere başarılı sonuç vermiş görünüyor. Sizce de öyle değil mi :) ?
Tarif çok uzun gelebilir ancak, benim bu ekmeği yaparken binbir türlü yerden derleyip toparladığım bilgileri ve kendi deneyimlerimin hepsini aktarıyorum. Bu yüzden bu kadar detay vermem gerekiyor. Yapacaksanız, tüm bu detaylara sahip olmanız gerek. Gerçekten oldukça zahmetli, ancak bir kez başarınca bir daha arkanıza dönüp bakmayacağınız bir ekmek tarifi!
Hem çok ama çok sağlıklı hem de çok lezzetli.

Şimdi; elinizde ekşi mayanız -ki doğal maya da diyebiliriz- olduğunu varsayıyorum. Eğer yoksa, buraya tıklayarak detaylı ekşi maya yapımına ulaşabilirsiniz.

Öncelikle herzamanki gibi bir kaç ipucu;

- Bu ekmeği yapacağınız gün, evde geçireceğiniz bir gün olmalı. En azından bu ilk sefer için. Daha sonra kendi zamanlamanızı kendiniz ayarlarsınız. Sebebini aşağıyı okudukça anlayacaksınız zaten.

- Bir gece önceden aşağıda vereceğim ölçüde ekşi mayayı (doğal maya) mayanın yarısı oranında su ve yarısı oranında tam buğday veya tam çavdar unu ile karıştırıp, üzerini streç filmle kapatarak oda ısısında sabaha kadar beklemeye bırakın.

Hamurun katlama sonrası görüntüsü
- Doğal mayalı ekmek yapımında otoliz işlemi önemli. Yani hamura un ve sudan başka bir şey ilave etmeden önceki dinlenme süresi. Bu süre ne kadar uzun olursa ekmeğiniz o kadar güzel kabaracaktır. Otoliz süresi için tavsiyem  minimum 30 dakika - maximum 2 saattir.

- Doğal mayalı ekmekte kabarma işlemi yoğurma ile değil bu tür ekmek hamuruna özel katlama işlemi ile gerçekleşmektedir. Ne kadar çok katlama, o kadar kabarık ve gözenekli ekmek demektir. Normal şartlarda 7-8 katlama işlemi yeterlidir. Ancak ortam ısısına göre daha fazla katlama gerekebilir. Bu miktarı hamurun gevşekliğine bakarak kendiniz ayarlayabilirsiniz.
- Hamurun içindeki tuz miktarı kabuğunun kıtırlığı açısından gerekli olan miktardır.Himalaya tuzu kullanarak, rafine tuzun korktuğunuz zararlarından korunmuş olursunuz. Burayı tıklayarak detaylı bilgi edinebilirsiniz, ancak ciddi rahatsızlığı olanların kullanmadan önce mutlaka doktora danışmasını önemle tavsiye ederim.

- Pişerken ekmeğin nemini koruyup kabarabilmesi için tercihen kapaklı ve derin, fırına girebilen bir döküm tencerenin içinde pişmesi gerekli. Böyle bir tencereniz yoksa, benzer bir etki yaratacağını tahmin ettiğim kapaklı bir borcamda da pişirebilirsiniz. Bu durumda her ihtimale karşı fırının içine ısıya dayanıklı bir kapta kaynar su bulundurmakta fayda var. Fırının içinin nemli kalabilmesi için.
içerisinde bekleyeceği kabın hazırlığı ve hamura şekil verilmesi
solda beklemeye alınmış hamurlar - sagda bekleme suresini doldurmus kabarmış hamur, pişmeye hazır


Ekşi (doğal) Mayalı Ekmek
Malzemeler;
100 gr. ekşi maya
400 gr. ekmeklik un (tercihen karışık tahıllı, doğal un)
105 gr. tam buğday unu veya çavdar unu
320 gr. içme suyu (oda ısısında)
10 gr. deniz tuzu veya himalaya tuzu
10 gr. zeytin yağı
10 gr. pekmez

Yapılışı
-Bir gece önceden cam veya çelik, derin bir kapta 100 gr. doğal maya (ekşi maya) ya 50 gr. su ve 50 gr. tam buğday unu veya çavdar unu ekleyerek karıştırın. Üzerini streç filmle örtüp oda ısısında bir gece bekletin.

- Ertesi sabah, suyun kalanı (320 gr-50 gr=280 gr su) hamuru karıştıracağınız kabın içerisine alın. Suyun üzerine sabaha kadar oda ısısında bekleyip kabarmış olan doğal mayayı nazikçe ilave edin.(Slikon spatula çok yapışkan olan bu hamur ile çalışmakta oldukça yardımcı). Bu aşamada mayanın suyun üzerşnde batmadan yüzebildiğini görüyor olmanız lazım. Tahta kaşık veya slikon spatula ile mayayı suyun içerisinde karıştırarak eritin.
Üzerine unun kalanını (400 gr ekmeklik un + 65 gr tam buğday unu veya çavdar unu = toplam 465 gr un) ilave edin ve 5-6 dakika yoğurun.
- Yoğurduğunuz hamurun üzerini temiz mutfak bezi ile örtüp, ılık bir yerde tercihen 2 saat otoliz uygulayın.
Mutfağınız soğuksa fırının en alt gözüne 1 su bardağı içine kaynar su koyup, orta göze de üzeri kapalı hamur kabınızı koyarak burada bekletebilirsiniz.
- 2 saatin sonunda hamurunuzu fırından çıkarıp üzerine tuz, pekmez ve zeytinyağını ilave edip tüm malzemeyi birbirine iyice yedirip 5-6 dakika daha yoğurun. Hamurun üzerine mutfak bezini örtüp, hamuru kabını fırının içine tekrar yerleştirin. fırının içindeki sıcak suyu yenilemenize gerek yok, mevcut ısı yeterli olacaktır.
- 30 dakika sonra hamur kabını fırından alıp ilk katlamayı yapmaya başlatın. Hamurun katlaması şu şekildedir; yanınızda su dolu bir kap bulundurun, oldukça yapışkan bir hamur olduğu için elinizi ıslatmanız gerekecek. Elinizi bir yanından hamurun altına sokup nazikçe çekerek diğer tarafın üzerine katlayın. (Hamurun sağından girdiyseniz, alttan hamuru çekip sola katlayacaksınız). Kabı 90 derece döndürüp tekrar hamurun altından girip, sola katlayın. bir 90 derece daha ve son bir 90 derece daha. boylece hamuru 4 tarafından birbiri üstüne katlamış oldunuz.
- Ilk 3 saat boyunca her 30 dakikada bir hamur kabını fırından çıkarıp katlama işlemi yapın. Bu da ilkinden sonra 5 kez daha 30 ar dakika ara ile aynı işlemi yapacağınız anlamına geliyor. Her seferinde hamurun biraz daha esnediğini, gevşediğini gözlemleyeceksiniz. Her katlama işlemi bitiminde hamur kabının üzerini örtüp tekrar fırının içerisine koyun.
- En az 6 kez katladıktan sonra 45 er dakika ara ile 2 veya gerektiği takdirde daha fazla katlama yapın. Her seferinde elinizi ıslatmayı unutmayın.
- Artık hamurunuz oldukça yumuşak ve kabarık bir hale gelmiş olmalı. Hamuru tezgaha alıp burada bir iki katlama daha yapacağız. Oldukça yumuşak ve yapışkan bir hamur olduğu için kaptan tezgaha dökerek ve slikon spatula ile kaptan sıyırarak boşaltabilirsiniz. Tezgahta unsuz olarak yapacağınız katlama için mutlaka elinizin altında çelik veya slikon bir hamur sıyırıcı olmalı. Kapta yaptığınız katlama işlminin aynısını bu kez tezgahta hamur sıyırıcı ile hamurun bir tarafının altın girip, tam tersi tarafa katlayarak yapmaya başlayın. 4 tarafını tamamlayınca hamurun üzerine mutfak bezini ortup 15 dakika bekletin. 15 dakikanın sonunda bir kez daha katlayın.
- Tezgahın bir başka yerine un serpin. Son katlamanın hemen ardından hamur sıyırıcı ile hamuru nazikçe, söndürmemeye dikkat ederek unladığınız tezgahın üzerine ters çevirin. Ellerinizi bu sefer unlayın ve yanlardan parmak uçlarınızla hamuru altına doğru iterek ve hamuru kendi etrafında döndürerek yuvarlak bir hale getirin. - Hamuru pişirme kabına aktarmadan önce en az 5 saat en fazla 12 saat içinde kabarmak için bekleyeceği derin bir kaba mutfak bezi serip üzerini bol miktarda unlayın. Hamuru pürüzsüz yüzey kabın altına gelecek ve tezgahta altta duran yüzeyi ise kaba aktardığınızda üste bakacak şekilde unladığınız kaba aktarın. Üzerine değmeyecek şekilde temiz bir mutfak havlusu ile örtüp ılık bir yerde beklemeye bırakın.
- Minimum 5 saatin sonunda pişirme işlemine başlamadan 20 dk. önce  fırını içerisine, ekmeği pişireceğiniz kabı kapağıyla birlikte boş şekilde yerleştirerek 250 derecede ısıtmaya başlayın. Bu sürenin sonunda fırın eldiveni veya sıcağı geçirmeyecek birer tutacakla iyice ısınmış olan kabı fırından çıkarın. Yapışmaz fırın kağıdını hamurun üzerine kapatın, üzerine ekmek tahtası koyup bunun yardımı ile kabı ters çevirin. Böylece hamuru fırın kapıdının üzerine almış olduk. Fırın kağıdının kenarların tutarak ekmeği kağıt ile birlikte kabın içine indirin. hamurun üzerine çok keskin bir bıçakla 1cm derinliğinde bir kare şeklinde kesik atın. Kabın kapağını tam olarak kapatıp fırının orta gözüne yerleştirin. Kapak tam olarak kapanmıyorsa fırının içine alt göze ısıya dayanıklı kap icerisinde kaynar su koyun. Fırının ısısını 230 dereceye düşürün. İlk 25 dakika kapak kapalı, sonraki 20 dakika kapaksız olarak toplam 55 dk.pişirin. Bu sürenin sonunda ekmeği soğutma telinin üzerine alıp, dinlendirdikten sonra dilimleyebilirsiniz.

Evet, şimdi bu kadar zahmetten sonra ilk dilimi, en kıtır olanını kendinize alıp üzerine en sevdiğiniz ne varsa onu koyup bir ziyafet çekin :)
ister böyle ... 
ister böyle ...
isterseniz de böyle ...
Afiyetle, Sevgiyle :)) !..

Türkan 

11 Ocak 2014 Cumartesi

Havuçlu Kek - "Tüm Zamanların En İyisi"



Kolları sıvayın ve şimdiye kadar yediğiniz en güzel havuçlu keki yapmaya başlayın. Denedikten sonra neden böyle dediğimi anlayacaksınız !

Tarçın kokuları içinde, ağıza gelen kavrulmuş ceviz ve içi nemli bir kek...

Bir de tarife geçmeden önce söylemek istediklerim var;

- Meyveli keklerde (üzümlü, havuçlu ve benzeri) daha aromatik olması açısından yağ ölçüsünün tamamını sızma zeytinyağı veya yarı yarıya sızma+riviera veya yine yarı yarıya sızma z.yağı+fındık yağı şeklinde kullanmayı tercih ederim.

- Esmer şeker, beyaz şekerin karamelize olmuş halidir. Tadı beyaz şekere göre daha tatlıdır. Tariflerde şeker sıvı kategorisinde yer aldığından, reçetede belirtilenden farklı bir şeker ölçüsü kullanmanızı tavsiye etmiyorum.
Eğer esmer şeker temin edemiyorsanız, tarifte verilen esmer şeker ölçüsü kadar beyaz şekere 1 yemek kaşığı pekmez karıştırarak kullanılabileceğini bir yerde okumuştum. Denemedim, ancak sonucu olumsuz etkileyeceğini düşünmüyorum.

- Vanilya özütünü daha önceki tariflerimden birinde açıklamıştım. Tekrar etmek gerekirse, Vanilya özütü, gerçek vanilya çubuklarının bir miktar alkol (votka) içerisinde en az 2 ay dinlendirilmesi ile evde kolayca ve sağlıklı olarak elde edilebilmektedir. Ve evet, sıvı bir özüt elde edilerek, tariflerde bu şekilde kullanılmaktadır.
Sıvı şekli vanilya özütü adıyla ahzır olarak da bazı marketlerde satılmakta ancak, bunun da yine sentetik ve orjinal olmak üzere iki çeşidi mevcut. Ucuz olanı kesinlikle sentetiktir, iyi sorgulayın. Orjinal olanı çok pahalı olduğu içinse en iyisi ve güvenilir olanı evde kendiniz yapmak.
Marketlerde toz halinde vanilin veya vanilyalı şeker adıyla satılan paketlerdekileri sentetik olması sebebi ile kullanmıyorum.
Ancak bu demek değil ki, bu tarifi vanilya özütünüz olmadan deneyemezsiniz; tabii ki denersiniz, yerine 1 paket vanilin kullanarak.

- Havuçların boyutları herkeste farklı olacağından tarifteki havuç ölçüsünü gram ile vermek zorundayım. Şunu da ekleyeyim, yeni nesil rende robotlarından bir tane aldığımdan beri havuçlu kek yapmaktan korkmuyorum:) çok pratik, çok temiz.

-Cevizi hiçbir zaman kabuksuz almam. Eskiden alırdım. Neyse ki saklanma koşulları ve tadının kötü, bayat olması konuları çabuk kafama dank etti de artık sadece kabuklu ceviz alıp ihtiyaç halinde gereken miktarı taze taze ayıklıyorum. Tıpkı sabahları kişi başı 2'şer cevizi tam da yiyeceğimiz esnada kırdığımız gibi.

-Tatlılarınıza daha önce tuz koymayı hiç denemediyseniz, buna alışın. Lezzet farkını farkettiğinizde vazgeçemeyeceksiniz.

-Bu kekin yapılışında miksere gerek olmuyor. Sadece bir tel çırpıcı yeterli.

-Ve son tavsiyem, tarifi iyice okuyup adımlarını gözünüzde canlandırdıktan ve tüm ön hazırlığı yaptıktan sonra işe girişmeniz.

*Ben 2 ölçü hazırlayıp yarısını büyük boy bundt kek kalıbına, kalan miktarın yarısını küçük boy bundt kek kalıbına, diğer yarısını ise 18.cm çember kalına döküp pişirdim. Farklı kalıplardaki şekillerini görmek istedim. Hem de bahane ile fazla yaptığım kekleri hediye götürdüm.

Başta dediğim gibi, haydi, kolları sıvayın ve şimdiye kadar yediğiniz en güzel havuçlu keki yapmaya başlayın :)

Havuçlu Kek

Malzemeler;
1. grup
315 gr un (2+1/2 su bardağı=2 su bardağı + çeyrek su bardağı)
2 çay kaşığı (8 gr) kabartma tozu
1,5 çay kaşığı tarçın
6 çorba kaşığı hindistan cevizi (30 gr)
1/4 çay kaşığı tuz (çeyrek ç.k.)

2.grup
3/4 su bardağı sıvı yağ (tercihen riviera zeytinyağı veya fındık yağı) (3/4 su bardağı=yarım su bardagı ile bir su bardağının tam arası)
1 su bardağı beyaz şeker (200 gr)
1 su bardağı esmer şeker (220 gr)
4 yumurta

3.grup
2 çay kaşığı Vanilya özütü
350  gr rendelenmiş havuç (soyulmamış ağırlığı 450 gr)

4.grup
1 su bardağı (150 gram ceviziçi)
1 yemek kaşığı (15 gr) tereyağı
1/4 çay kaşığı tuz (çeyrek ç.k.)

Ön Hazırlık;
- Keki pişireceğiniz kalıbı terayağı ile iyice yağlayıp, heryerine un serpin, fazlasını kalıbı tezgaha ters çevirip hafifçe vurarak silkeleyip kenara koyun. Bu ölçü için Kalıp olarak Bundt kalıp denen küçük olmayan herhangi bir ortası delikli kalıp kullanabilirsiniz. Veya küçük 2 adet (2 adet 18 cm çapında) yuvarlak tepside pişirebilirsiniz. büyük 1 yuvarlak tepsi, ortası geç pişip kenarları kuruyacağından tercih edilmemelidir.

-Fırını 180 derecede (turbo fırın ise 170 derece) ısıtmaya başlayın.

-Ceviz içini bıçakla küçük parçalara bölün. Biraz diri parçalar olsun, mesela yarım bir cevizi 4 e bölmeniz yeterli. Kesinlikle dövmeyin çünkü bu cevizi ezecektir. Biz ise kekin içinde dişe gelmesini istiyoruz. Kıydığınız
cevizleri bir tavada kavurun. Başından ayrılmayın ve tavayı sürekli sallayın çünkü hemen yanabilir.
Kavrulmuş cevizleri bir kaseye alın ve sıcakken üzerine 1 yemek kaşığı tereyağını koyup, tuzu da serpiştirip kaşık yardımı ile terağını cevizlere bulayın ve cevizlerin sıcağı ile erimesini sağlayın.

- Havuçların kabuklarını soyup rendeleyin.

Yapılışı;
-1.gruptaki kuru malzemelerin hepsini bir kaba birlikte eleyip, kenarda bekletin.
-Yumurta ve şekeri tel çırpıcı ile birbirine karışana kadar ve 1 dk. daha çırpın. Sıvı yağı ekleyin.

-Kuru malzemelerin üzerine bu sıvı karışımı ekleyip un iyice kaybolana kadar karıştırın.
-Üzerice havuç ve cevizleri ekleyin. birbirine iyice yedirdikten sonra kek kalıbına dökün.

-180 derecede (turbo fırın ise 170 derece) fırının orta gözünde en az 45-50 dk pişirin. Bu sürenin sonunda kekin ortasına kürdan batırıp, kürdan temiz çıkana kadar pişirin.

-Keki fırından çıkarın ve oda ısısına gelmesini bekleyip servis tabağına ters çevirin. Dilerseniz servis esnasında üzerine küçük bir süzgeç yardımı ile pudra şekeri serpebilirsiniz.


Havuçlu kek soğukken de çok lezzetlidir. Hatta bana göre daha lezzetlidir. Ve bu kek inanın bana bekledikçe daha da güzelleşiyor.

Şimdi büyük bir dilim alıp arkanıza yaslanıp keyfini çıkarmayı hakettiniz :)

Afiyetle ... !

Türkan

2 Ocak 2014 Perşembe

Bûche de Noël (Yılbaşı Pastası) - Mutlu Yıllar


"Bûche de Noël",  Noel 'de yapılan pastanın Fransızca adı. Ingilizcesi "Yule Log cake"; bizdeki adı ise Kütük Pasta.
Bizler noel kutlamıyoruz elbette ama bu pastanın yılbaşı kutlama sofralarına çok yakıştığını düşünüyorum.

Isparta baraj gölü kıyısında bulunan, son derece şık olmasının yanında doğa ile uyumlu, çam ağaçları arasına gizlenmiş müstakil bungalowlardan oluşan "Saklı Göl Evleri"nde yılbaşı için konaklayacak misafirlerin yılbaşı yemeği menüsüne konmak üzere sipariş aldığım pasta için bundan daha iyisini düşünemezdim.

Hem yılbaşına, hem de Saklı Göl evlerinin konseptine de son derece uygun. Pastanın üzerindeki çikolatadan kabuklar, zaten ortamda doğal olarak bulunan çam ağaçlarının sofraya pasta olarak gelmiş hali değil mi?

2 ölçü sünger kek, arasına eşimin malt viskisi ve biraz tarçın ile zengin bir aroma yaratmak istedigim bitter çikolatalı ganaj...
Üzerine kakao ve pudra şekeri ile çırpılmış krema...
Onun da üstüne ağaç kabuğu efekti için, benmari eritilip yağlı kağıda incecik yayılıp soğutulmuş ve gelişi güzel kırılarak krema ile sıvanmış kekin üzerine yerleştirilmiş çikolatadan kabuklar...
Dekor olarak şeker hamurundan mantar ve kar görüntüsü için serpiştirilmiş pudra şekeri...
Biraz sabır, hayal gücü ve çokça sevgi...
İçinde sevgi oldukça her şey bu kadar basit aslında.

Herkes ve ailem için eski yılı aratmayacak bir yeni yıl diliyorum!
İçimde 2014 için çok iyi hisler var. Dilerim bu yıl eskiyi aratmasın.
Her birimiz ve ülkemiz için iyi ve huzurlu bir sene olsun!


Sevgilerimle...

Türkan

19 Aralık 2013 Perşembe

EKMEK AŞKINA !...



Neredeyse 10 yıl kadar önce, ekmek yapma makinelerinin moda olmaya başlaması ile başladı benim ekmek serüvenim de...
O zamana kadar hiç mi hiç ekmek denemem olmamıştı.
Maya ile de tek tanışıklığım, annemin meşhur "sandwich ekmeği" sayesindeydi. Mayanın nasıl kullanılacağını ve mayalanma denen şeyin ne olduğunu ondan öğrenmiştim de, ekmeğin bakkalda satılandan başka şekillerde de ve bir de o zaman yeni yeni çıkan bir unlu mamuller markasınınkilere benzer hatta onlardan kat kat güzel hallerde evde imal edilebileceğine hiç kafa yormamıştım.
Ekmek yapma makinesinde ilk bir kaç ekmeğim hüsrana uğrasa da inatçı kişiliğim sayesinde sonrasında çeşit çeşit ekmekler yaptım.
Evdeki ekmek kokusu hiç geçmesin isterdim.
Annemin günlerine yaptım, arkadas davetlerime yaptım. İş yerine yanımda götürdüm. Bitmesini istemeye istemeye yanımdakilerle paylaştım çokça. Neredeyse bütün yemek davetlerimi kahvaltıya çevirdim assolist "ekmek" olsun diye.

Sonra ekmek makinem arızalandı. Yenisini alana kadar elimde hamur yoğurmaya ve hamurumu mayalamaya başladım.
İşte elim o hamura değdikten, onun bebeksi yumuşaklığını hissettikten ve henüz pişmemiş hamurun bile kokusunu içime çektikten sonra ikinci ekmek yapmak makinesini almama rağmen elimde ekmek yoğurmaktan vazgeçmedim ben.
(Hatta kızımı en çok mayalı hamurum benim diye severim, O'nu da yoğura yoğura. Ikisini de çok severim :))

O zamanlardan beri kahvaltı bende, aleladelikten çıktı ziyafete, şölene dönüştü. Önceden simitle taçlanan kahvaltı sofralarının yerine şimdilerde kendi ekmeğimle kahvaltı edemezsem doyamam :)

Gel zaman git zaman bu kadar çok ekmek yiyedururken birden mayaya karşı intöleransım geliştiği tespit edildi. En az 6 ay mayasız beslenmem gerekiyordu. Hadi sirke, turşu, şarap bir şekilde halledilebilirdi de ekmek işi ne olacaktı?!
Bunun yanına bir de gluten intöleransı da eklenince yemek kitapları dağlarımın arasına bir de "glutensiz, mayasız" tarifler diye bir dolu kitap ve tarif girdi. Bu diyeti 9 ay yaptım. Ekmek kokusundan, mayalı hamur dokusundan uzak bir 9 ay. Bu intöleransın çok büyük sebebi endüstriyel mayalardı. O zamanlar duyduğum ama yapabileceğimi kestiremedigim icin kalkışmadığım "ekşi mayalı ekmek" ise tamamen doğal un ve su ile üretilmiş doğal ekşi mayadan yapılıyordu.
Ancak bu ekmeği yapmak için önce ekşi mayanızı üretmeniz gerekiyordu. Okudum okudum okudum .... Kendimi hazır hissettiğimde ise başladım ekşi maya üretimine. Ilk gün bir miktar un ve su ile baslıyorsunuz. ertesi gün üstünde köpüren kısmını atıyor tekrar besliyorsunuz un ve su ile;sonraki gun bir daha ;bazen sabah aksam. Arada bir gün unuttum, ekşi maya maya olamadan gitti çöpe. Demek hazır değilmişim!
1 sene eski yöntemimle ekmek yaptım ara sıra ama eski hevesim kalmamıstı, cunku piyasadaki mayalar beni hasta etmişti :(
Geçen sene bir kez daha ekşi maya üretimi için kolları sıvadım, sonuç yine başarısız olunca doğal ürünler sipariş ettiğim ipekhanım çiftliğine ekşi maya siparişi de verilebildiğini farkettiğim bu yerden ekşi maya siparişimi verdim.
60-70 gr arası geliyor. Siz bunu bir gece onceden 200 gr un + 200 gr su ile karıp cam kasenin icinde veya kavanozda ağzı kapalı olacak şekilde buzdolabında bekletiyorsunuz (24 saat).
Daha sonra bununla 8 defa ekşi mayalı ekmek denemesi yaptım. Hepsi de başarısızdı ama atmaya kıyamıyordum, hepsini de yedik. Her hüsrandan sonra nerede hata yaptığımı bulmak icin tarifleri tekrar tekrar okuyor, püf noktalarını bir daha bir daha gözden geçiriyordum. Bu sefer vazgecmeyecektim. Ya olacak ya Olacak!
VE OLDU! Gercekten oldu. hem de o kadar güzel oldu ki, mutluluğun resmini bana bakarak o an çizebilirdiniz.
Ve sonrakiler de oldu, olmaya devam ediyor. ben üretim miktarını artırdım, çünkü o kadar güzel ki çok çabuk bitiveriyor :)

Bu arada ekşi mayamı öldürmemek için sürekli beslemeye ve tabii üretmeye devam ediyorum.
Arzu eden olursa ekşi mayamı paylaşmaktan zevk duyarım!

Aşk'la ...
Türkan

6 Aralık 2013 Cuma

Geciken yazı, dinlenme, toparlanma ...

Güya en son yazımın hemen ardından kuzumun ikinci doğum günü pastasını yayınlayacaktım.
Ama olmadı işte, olamadı ...

O arada öyle şeyler oldu ki! Bir kısmını atlattık çok şükür, bir kısmı ise ömür boyu içimizde bir acı, boğazımızda bir düğüm olarak bizimle kalacak.

En nefret ettiğim sözdür; "hayat devam ediyor". Heyhat! Sahiden de devam ediyor, ne diyebilirsin ki, ne yapabilirsin ?! Sana tek düşen geldiği gibi yaşamak ve "kabullenmek".

Benim için bir kez daha toparlanmak, silkelenmek, ayağa kalkmak hakikaten zor oldu. Buraya birşeyler yazmak bile kendimce büyük bir adım.

Evet, şimdi güzel şeylerden bahsedeceğiz.
Kuzumun, doğum günü gününe denk gelen Londra dönüş seyahatimiz sebebi ile 1 hafta gecikmeli organize ettiğimiz doğum günü partisi!
Bizim kuzu bu sene yine 16. yaşını kutladı!.
EVET, Yine!


Bundan bahsettiğimizde Londra'da kliniktekilerin gülmekten gözlerinden yaşlar gelmişti.
Şu Disney Channel ve bilimum yabancı Channel larda gösterilen gençlik dizilerinden ilhamla, Lal bir an önce "sweet 16" denilen şeyi kutlamak istiyordu. Yani "tatlı 16. yaşını". O yüzden inatla geçtiğimiz sene aslında 15 ini bitirmiş olduğu halde 16sını kutladı. Tabii bu 1 sene içinde çocuk büyüdü, aklı başına geldi, yaptığına kendi bile şaştı :)) (Insan 1 senede bu kadar değişebilir mi, değişirmiş)

Sonuçta bu sene gerçek "sweet 16" kutlama kararı aldı.
Olan 15 e oldu, kutlanmayan bir yaş olarak tarihin sayfalarına karıştıı, gitti :)

Olsun, öyle de böyle de benim kuzu bir yaş daha büyüdü, akıllandı, olgunlaştı, güzelleşti.
Annesi de ona içinden geldiği gibi, büyük, süslü bir pasta yaptı.




Her iki eserimle de gurur duyuyorum :)!


22 Temmuz 2013 Pazartesi

Son Dakika Doğum Günü Pastası - Last Minute Birthday Cake !

Bloğumu güncellemeyeli 2 ayı geçmiş...
Ama her iki ay için de geçerli mazeretlerim var :)
Mayıs dönemi işlerin yoğunluğu, haziran ayı ise zorunlu ve uzun bir yurt dışı seyahati !

Fakat gelir gelmez ayağımın tozu, ağrısı - sızısı ve gözümün uykusu ile hemen mutfağıma girdim.

Geçtiğimiz cumartesiyi pazara bağlayan sabaha karşı evimize döndük. Pazar, 14 Temmuz canım Lal'imin doğum günüydü. Şimdiye kadar kutlamasız bir doğum günü olmamıştı kuzumun. Ancak bu sefer yapamayacaktık, bunu çok önceden beri biliyorduk, konuşmuştuk
Gel gör ki pazar sabah uyanır uyanmaz özel bir şeyler beklediğini belli edip, küçük de olsa bir pasta yapıp yapamayacağımı -hayır cevabı alırsa hemen kırılıp küsecek ve günün geri kalanını surat asarak burnumdan getirecek bir ifade ile- sordu.

Ahh çocuğum, böyle yapmana gerek yok ki; ben zaten pasta pişirmeye dünden hazırım :) Hem eş, dost ve akrabalardan ve hatta iç sesimden gelecek olan ; "uzun yoldan geldin, yorgunsun başka işin mi yok" veya "pasta ile uğraşacağına valizleri boşalt" veya "çamaşırları hemen şimdi yıkamaya başlamazsan banyoya giriş çıkışlar kapanacak" gibisinden laflara da cevabım hazır olacak: "Ama çocuğum istedi, bugün onun Doğum Günü !" :))))

Bu seferki vanilyalı kek, arası tereyağ kreması ve tam ortadaki katı püre haline getirilmiş erik reçeli dolgulu. Üstü de değişiklik olsun diye yine tereyağ kreması ama asında üç renk geçişli yapmaya çalışırken 2 renk geçişli olarak biten eflatun ve pembe ...
Bu, son dakika kutlama pastası! Esas doğum günü pastası bir sonraki yazıda :))